MALİYE BAKANI ŞİMŞEK: “(MİLLİ PİYANGO) MUHTEMELEN BİR SÜRE UZATIMI SÖZ KONUSU OLMAYACAK”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirme ihalesine ilişkin, “Muhtemelen bir süre uzatımı söz konusu olmayacak. İhalede muhtemelen ikinci olanla süreç başlayacak” dedi.Maliye...

Maliye Bakanı Şimşek: “(Milli Piyango) Muhtemelen Bir Süre Uzatımı Söz Konusu Olmayacak”

15 Nisan 2015 Çarşamba 09:23

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirme ihalesine ilişkin, “Muhtemelen bir süre uzatımı söz konusu olmayacak. İhalede muhtemelen ikinci olanla süreç başlayacak” dedi.

Maliye Bakanı Şimşek, “Makro Ekonomik Gelişmeler ve 2015 Yılı Ocak-Mart dönemi Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” konulu bir basın toplantısı düzenledi. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıda Şimşek, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Bir gazetecinin Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirilme ihalesiyle ilgili sorusuna Bakan Şimşek, "Milli Piyango’da süre uzatımı daha önce yaptık. Dolayısıyla muhtemelen bir süre uzatımı söz konusu olmayacak. İhalede muhtemelen ikinci olanla süreç başlayacak” yanıtını verdi.

Açıklanan büyüme rakamlarıyla ilgili soru üzerine ise Şimşek, “Büyümeye ilişkin değerlendirmeler genelde sanayi üretimi, kapasite kullanımı gibi tüketici güven endeksi gibi birtakım faktörlere bakıldığında yılın ilk çeyreğinde bir zayıf trend söz konusu gibi. Aslında ihracat hacim olarak artıyor. Esas olan da o. Reel büyüme açısından ama bütçeye baktığınız zaman gerçekten de vergi gelirlerinde ciddi bir artış söz konusu. Yüzde 13’ün üzerinde vergi gelirlerinde bir artış var. Mevcut enflasyonun neredeyse 1,5-2 katı düzeyinde. Bizim vergi gelirlerinin önemli bir kısmının tabi ki tüketim üzerinden alındığını düşünürsek ekonomik aktivitenin, faaliyetlerin çok da düşük seyretmediğini ima ediyor olabilir ama bakacağız. Bir değerlendirme yapılacak. Kafa karışıklığı o iki değişik faktör setinden kaynaklanıyor” diye konuştu.

“BÜTÜN TEDBİRLERİN ETKİSİ SADECE 4 MİLYAR 250 MİLYON LİRA”

Popülist politikaların zarar vereceği açıklaması hatırlatılarak, emekliye zam yapılması ve 120 bin kişiye iş sağlamanın ekonomiye etkisinin sorulması üzerine Bakan Şimşek, şunları söyledi:

“Biz açıkladığımız paketlerin maliyetini kamuoyu ile paylaştık. Bütün 2015 yılından bugüne kadar reel ekonomiye destek, genel dağılımın iyileştirilmesi, yani emekli maaşları dahil olmak üzere bütün tedbirlerin etkisi sadece 4 milyar 250 milyon lira. GSYH oran olarak binde 2.2’den bahsediyorsunuz. Eğer siz bunu popülizm olarak görüyorsanız GSYH oran olarak binde 2.2’lik bir artışı, artık takdiri size bırakıyorum ama böyle bir şey söz konusu değil. Tam aksine bizim aldığımız tedbirlerin bir kısmı eğer ekonomi zayıflıyorsa ekonomiyi bir miktar desteklemek ve dolayısıyla ekonomiye verdiğimiz destekle birlikte vergi gelirlerini arttırarak bütçe dengelerini iyileştirmek. Emekli maaş artışları bütçeden ama istihdamın artırılmasına yönelik bazı tedbirler var. Onun bir kısmı işsizlik fonundan. Dolayısıyla bütçeye yansıması bunun da altında olacak. Binde 2’nin de altında olacak. Burada popülizm söz konusu değil. Tam aksine konjonktürel olarak bir yavaşlama. Bu çok klasik bir yaklaşımdır ama doğru bir yaklaşımdır.”

“BURADA KİŞİLER ÜZERİNDEN BAKMAMAK LAZIM, ESAS OLARAK BİR KURUMSALLAŞMA SÖZ KONUSU”

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın üçüncü dönemi olması nedeniyle sonrası için bir risk görülüp görülmediği sorusu üzerine Bakan Şimşek, “Burada kişiler üzerinden bakmamak lazım. Esas olarak bir kurumsallaşma söz konusu. Yani AK Parti hükümetleri döneminde maliye politikası sanki bir mali kural varmış gibi çok sağlam, çok güçlü bir şeklide uygulanmıştır. Rakamlar ortada. Türkiye 2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 86’sını faize ödüyordu. Bugün bu rakam yüzde 15’lerin altına düşmüş durumda. Bütçe açığı geçen sene milli gelirin yüzde 0.7’si. Gelişmekte olan ülke ortalamaları için yüzde 2.3’ün 3’te 1’i bile değil. Türkiye bütçe açığını neredeyse bu sene için öngördüğümüz genel kamu açığı yüzde 0.5. Bütçe aslında artık denkliği sağlamış bir noktaya geldi. Bu 10’uncu seçim. 10 seçim ve referanduma rağmen ama 2002 yılında bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 11’di. Şuanda bu hedeflere paralel bir bütçe performansı söz konusu yılın ilk çeyreğinde. Ben olaya o şekilde bakıyorum. Önemli olan siyasi istikrarın devam etmesi. Tabi ki 25 dönüşüm alanını kapsayan reform programının güçlü bir şekilde uygulanması. Bu iki husus Türkiye için çok kritiktir” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZ HİÇBİR ZAMAN KUR HAREKETLERİ ÜZERİNDEN BİR EKONOMİ POLİTİKASINI ŞEKİLLENDİREMEDİK”

Dolardaki yükselişin bugün 2.70’e doğru devam ettiğini, bunun ekonomiye etkisinin ne olacağı sorusuna Şimşek, “Dolardaki yükselişin olumlu bir takım etkileri var. Olumsuz bir takım etkileri var. Olumlu etki dediğiniz zaman genelde akla hep ihracat gelir. Olumsuz etkilerde şirketlerimizin döviz açık pozisyonunun vadesi önemli oluyor. Türkiye’deki şirketlerin bir açık pozisyonu var. Bankacılık sektörünün yok. Devletin de yok. Devletin döviz fazlası var. Devleti olumlu etkiliyor. Bilanço anlamında fakat reel sektörü olumsuz etkileyebilir. Fakat burada vade yapısı önemli. Piyasalardaki bu dalgalanma, dolardaki bu yükseliş devam edecekse tabiî ki bunların etkisi olacak ama Türkiye’nin temelleri sağlam. Seçim öncesinde bir miktar tartışmalar olacak. Belirsizlik bir miktar var. Bunlar aşılır aşılmaz fon akışının yönü Türkiye’ye doğru olacak. Çünkü Türkiye’nin büyüme potansiyeli de büyüme performansı da gelişmeye olan birçok ülkeye göre daha iyi. Biz hiçbir zaman kur hareketleri üzerinden bir ekonomi politikasını şekillendiremedik. Biz kalıcı, yapısal reformlarla, çözümlerle ülkemizi çok daha yüksek büyüme patikasına oturtma çabası içerisindeyiz. Bunda da başarılı olacağız” yanıtını verdi.

“MEVSİMSEL ETKİLERDEN ARINDIRILMIŞ RAKAMA BAKMAK LAZIM”

İşsizlik verilerinin sorulması üzerine Bakan Şimşek, mevsimsel etkilerden arındırılmış yüzde 10.3’lük rakama bakılması gerektiğini ifade ederek, “Ben inanıyorum ki önümüzdeki aylarda hızlı bir şekilde Türkiye’de istihdam artışı olacak. Zaten istihdam artışında bir sorun yok. Geçen sene 1.3 milyon kişiye biz iş bulmuşuz. Sorun nüfusun hem çok genç olması hem de eğitim sayesinde işgücüne katılım oranının çok çok daha yüksek olması. Bu da Türkiye için olumlu bir trend. İş gücüne katılım oranın artması ve çalışma hayatındaki nüfusun hızla artması olumludur. Şimdi biz bütün bu artışları istihdam edecek yapısal reformlarla ve ilave tedbirlerle yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Kaynak: IHA

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.